Mevlâna Müzesi

Mevlâna Müzesi

Mevlâna Dergâhı’nın yeri, Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubad’ın gül bahçesi iken, Mevlâna’nın babası Sultânü’l-Ulemâ Bahâeddin Veled’e hediye edilmiştir.

Sultânü’l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında vefat edince gül bahçesine defnedilmiştir. Onu sevenler, oğlu Mevlâna’ya müracaat ederek Sultânü’l-Ulemâ’nın mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini söylemişlerse de Mevlâna: “Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur?” diyerek bu isteği reddetmiştir.

Mevlâna 17 Aralık 1273 yılında vefat edince, türbesi Selçuklu Emiri Süleyman Pervâne'nin karısı Gürcü Hatun, Emir Alâmeddin Kayser ve Mevlâna'nın oğlu Sultan Veled tarafından mimar Tebrizli Bedreddin'e yaptırılmıştır. Türbenin yapımında 130 bin Selçukî dirhemi harcanmıştır.

Türbe dört fil ayağı üzerinde 25 m. yüksekliğindedir. Türbenin külâhı turkuaz renk çinilerle kaplıdır. Bundan dolayı Yeşil Kubbe (Kubbe-i Hadrâ) adı verilmiştir. Gövdenin üst yanına beyaz renk sülüs hatla Besmele ve Âyete’l-Kursî yazılmıştır. Günümüze kadar geçen süre içerisinde pek çok defa tamir gören kubbe çinileri 1964 yılında Kütahya çinileriyle yenilenmiştir.

Kubbe, içten pramidal biçimli olup üç yönü açık, yanlızca güney yönü duvarla kapalıdır.Türbenin kubbesi, kemerleri, fil ayakları ile güney duvarı alçı kabartma tekniği ile süslenmiştir. Bitkisel motiflerin üzeri altın yaldızlarla, zeminleri ise çeşitli renklerle boyanmıştır.

Mevlâna’nın türbesinden sonra Beylikler döneminde Kıbâbu’l-Aktâb denilen mezarların kubbeli üst örtüsü, Osmanlılar döneminde de post kubbesi, semâhâne, mescid, derviş hücreleri, kapılar, matbah (mutfak), şadırvan ile bahçede yer alan türbeler yapılmıştır.

Mevlevî Dergâhı 1925 yılında tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra Atatürk tarafından 1926 yılında “Konya Âsâr-ı Atîka Müzesi” adı altında hizmete açılmıştır. Müzenin adı 1954 yılında “Mevlâna Müzesi “ olarak değiştirilmiştir.

Mevlâna Müzesi’nde Selçuklu dönemine ait nadir eserlerle Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde Mevlâna Dergâhı’na hediye olarak gönderilen eserler sergilenmektedir.

Müzenin Dervîşân Kapısı, Hâmûşân Kapısı, Çelebiyân Kapısı ve Pîr Kapısı olmak üzere dört kapısı bulunmaktadır.

Tilâvet Odası: Dergâh döneminde Kur’ân-ı Kerîm okunulan oda günümüzde hat sanatı örneklerinin sergilendiği seksiyon olarak kullanılmaktadır. Levhalar arasında Osmanlı döneminin ünlü hattatlarından 8. Mahmud Celâleddin, Mustafa Râkım, Hulûsî, İzzet, Yesârîzâde, Sultan II. Mahmud gibi hattatların levhaları yer almaktadır.

Dâhil-i Uşşâk: Dâhil-i Uşşâk salonuna gümüş kapıdan girilir. Üzeri üç kubbe ile örtülü alanın kuzey tarafında Horasan Erlerine ait sandukalar ile Nisan Tası, levhalar, devekuşu yumurtaları ve gümüş kandiller bulunmaktadır.

Kıbâbü’l-Aktâb: Kıbâbü’l-Aktâb, Kubbe-i Hadrâ’nın doğusunda ve batısında mevlevî büyüklerine ait mezarlarlardır. Burada Çelebi Hüsâmeddin, Bostan Çelebi, Mehmed Said Hemdem Çelebi, Selâhaddin Zerkûbî, Hz. Mevlâna’nın eşi Kerra Hatun ve kızı Melîke Hatun vb. mevlevîlere ait toplam altmışbeş sanduka bulunmaktadır. Ayrıca Niyâz Penceresi güneyde yer almaktadır.

Mevlâna’nın Türbesi: 1274 yılında yaptırıldığı kabul edilen türbede Hz. Mevlâna ile oğlu Sultan Veled’e ait iki mezar sandukası yer almaktadır. Kanûnî döneminde de iki mezarı içine alan mermer sanduka yaptırılmıştır. Sandukanın üzerinde II. Abdülhamid tarafından yaptırılmış atlas üzerine altın ve gümüş tellerle sim sırma tekniğinde işlenmiş pûşîde (örtü) yer almaktadır.

Gümüş Kafes - Gümüş Eşik: Türbenin ön tarafında Osmanlı Dönemi devlet adamlarından Mahmud Paşa tarafından yaptırılmış gümüş kafes yer almaktadır. Gümüş kafesin alt tarafında iki basamaklı Mirâc-ı Simpâye (gümüş eşik) bulunmaktadır.

Ahşap Sanduka: Mevlâna’nın babasının mezarı üzerinde bulunan ahşap sanduka; Mevlâna’nın kendisi için 1274 yılında ceviz ağacından kündekâri tekniğinde yapılmıştır. Üzerinde Mesnevî'den seçme beyitler ve Kur'ân-ı Kerîm'den ölümle ilgili âyetler bulunan sandukanın 16. yy.’da Kanunî Sultan Süleyman tarafından Mevlâna ve oğlu Sultan Veled’in mezarları üzerine yeni bir mermer sanduka yaptırılınca, kaldırılıp babasının mezarının üzerine konulmuştur.

Semâhâne: Semâhâne bölümü, mescid bölümü ile birlikte XVI. yy.da yaptırılmıştır. Semâhâne’de yer alan Naat kürsüsü ve mûsıkî icra edenlerin oturdukları mutrib, erkekler ve hanımlara ait mahfeller bulunmaktadır.

Semâhânede bulunan vitrinlerde; Hz. Mevlâna’ya ait kıyafetler, Hz. Şems’e ait serpuş, Sultan Veled’e ait destegül adı verilen gömlek ile aslî nüsha olarak kabul edilen Mesnevî ile Dîvân-ı Kebîr, madenî ve ahşap eserler, Mevlevî mûsıkî aletleri ile cam kandiller sergilenmektedir.

Mescid: Mescid’in avlu kapısı, Dâhil-i Uşşâk, Çerağ Kapısı ile semâhâneye açılan kapıları bulunmaktadır. Müezzin mahfeli ile kürsü orijinal halleriyle muhafaza edilmektedir. Mescidde Sakal-ı Şerîf kutusu, dergâhın küçük eşyaları (inci taneleri, yazılı akik taşları, Kıblenümâ, masa saatleri) ile Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlı dönemlerine ait el yazması Kur’ân-ı Kerîmler, Mesnevîler ve minyatürlü yazmalar ile halı seccadeler sergilenmektedir. Dergâh döneminde bu bölüm, aynı zamanda, İsm-i Celâl hücresi olarak da kullanılmıştır.

Matbah-ı Şerîf (mutfak) Bölümü: 1584 yılında Sultan III. Murad tarafından dergâhın güney batı köşesinde yaptırılmıştır. Dergâhın müzeye dönüştürüldüğü 1926 yılına kadar yemek ihtiyacı burada karşılanmıştır. Günümüzde; Mevlevî mutfağında kullanılan bakır eşyalar ile saka postuna oturan Nev-Niyâz, Pazarcı Dede, Kazancı Dede, sema talîmi yapan dervişler, somatda yemek yiyen derviş mankenleri ile Mevlevî mutfağı canlandırılmıştır.

İlgili Görseller

Etiketler :

Mevlâna Müzesi müzelerimiz Konya tarihi yerler

İÇERİK HAKKINDA YORUM YAZABİLİRSİNİZ.

Yazan: Güvenlik Kodu:
Yorumunuz:(Onaylanmadan sayfada görülmez)

İçerik Hakkında Yorumlar :

BuRaK : Konya ilimizdeki HZ.Mevlana türbesi ile ilgili başka resim yok mu?
Yazılan 1 yorum görüntüleniyor.

Tarihi ve turistik yerlerimizden rasgele görüntüler

Ardahan Hakkında Genel Bilgiler Amcazade Hüseyin Paşa Külliyesi - İstanbul Tralleis Antik Kenti - Aydın

Google Ads